2 Ekim 2015 Cuma

47 - TEMBELLİK HAKKI

TEMBELLİK HAKKI

ÖZGÜN ADI: Le Droit a la Paresse
           67 Sayfa
 BASKI: 1. Baskı
          Mart 2014
YAYIN EVİ:  Kırmızı Kedi Yayınları



Karl Marx’ın damadı olan Fransız Paul Lafargue’nin yazmış olduğu “Tembellik Hakkı”  her toplumun savunduğu çalışma hakkının anlamsız uzunluğunu ve zorlu koşullarını anlatıyor.
Kitap çok sade bir dille yazılmış ve çeviri konusunda da bir sıkıntı yoktu.
Günümüz Türkiye’sindeki işçilerin yaşama ve çalışma şartlarının da özeti gibi adeta. Birçok uluslar arası örgütün de raporlarına bakılacak olursa Türkiye’de işçiler ortaçağ Avrupa’sının şartlarını yaşamaktadır. Bu noktada Çin’le yarışmaktadır.

Çalışma süresini eleştiren yazar sadece burjuva ya da kapitalist sistemi değil Marksistler ve insan hakları savunucuları gibi daha insancıl görünen fakat işçiler söz konusu olunca pratikte birbiriyle yarışan her kesimi eleştiriyor. 

  Çalışma süresi hakkında Villerme; kürek mahkûmlarının sadece on saat, Antiller’deki kölelerin ortalama dokuz saat çalıştığını, 89 Devrimi’ni yapan, tumturaklı İnsan Hakları’nı ilan etmiş Fransa’da ise fabrikalardaki iş gününün, bir buçuk saat yemek molasıyla birlikte on altı saat olduğunu gözlemliyordu.  S.22

Yazarda en sevdiğim özellik:  ben şu akımın yada fraksiyonun doğruluğuna inanıyorum ve yaptığı her şey sonuna kadar doğrudur, demiyor. Doğruluğuna inandığı siyasi görüşün de yanlışlarını sonuna kadar açık açık anlatabilme cesaretini gösterebiliyor. Bu bir çok insanda görülmeyen ender özelliklerden biridir.

Proleteryanın durumunu, özellikle kendi hatalarından kaynaklı sıkıntılarını anlattığı bölümlerde bile insanı sıkmayan ve basit anlatımı sayesinde rahatlıkla okunabilecek fakat her sayfada epey bir düşünme molası verilecek ince ama inceliğine zıt bir doluluğu var kitabın.

Kapitalizm de; alışılagelmiş tu kaka deyiminden uzak,  anlatacağını isabetli bir şekilde anlatarak eleştirilmiş.

Bir yerde: İşçi sınıfı, basitleştirici iyi niyetiyle, beyninin yıkanmasına izin verdiğinden; doğuştan gelen taşkınlığıyla, çalışmaya ve perhize körcesine atıldığından, kapitalist sınıf kendini tembelliğe ve zorunlu haz almaya, üretken olmamaya ve aşırı tüketime mahkûm buldu.  S.36

Şimdi bu satırları okuyup ta ben bunu anlamadım ya da bunun neyini düşünecem diyebilecek birileri varsa uyarmadı demeyin, bu kitap size göre değil.

♥  Her türlü bireysel ve toplumsal sefalet, proleteryanın çalışma tutkusundan doğdu.  S.12

♥  Avrupa her yıl yüzlerce milyonluk ve milyarlık malı dünyanın dört bir tarafına, bunlarla ne yapacağını bilemeyen halklara ihraç ediyor.  S.42


♥  İşçi sınıfı….. kapitalist sömürü hakkından başka bir şey olmayan İnsan Hakları’nı talep etmek için değil, sefalet hakkında başka bir şey olmaya Çalışma Hakkı’nı talep etmek için değil, ama günde iç saten fazla çalışmaktan herkesi men eden tunçtan bir yasa oluşturmak için ayağa kalkarsa,  işte o zaman yeryüzü, bu yaşlı dünya, sevinçten ürpererek, içinde yeni bir evrenin sıçradığını hisseder…  S.59

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder