1 Şubat 2014 Cumartesi

05 - SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM - LATİFE TEKİN

SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM
BASKI:  1. Baskı
        240 Sayfa
YAYINEVİ:  İletişim Yayınları
LATİFE TEKİN
Yazarı araştırırken resmi Buradan aldım. Hakkında pek bilgim yoktu sık sık sayılı yazarlarımızdan diye duyduğum halde. Hayatını kitabın arka kapağında anlatmış kısaca.

1957 yılında Kayseri'nin Bünyan kasabasına bağlı Karacefenk köyünden doğmuş. Bir tanıdığı annesinin yüreği yaralı, garip bir kadın olduğunu söylemiş. 
Okuyup yazar, dikiş diker, iğne yapar, Kürtçe ve Arapça bilirdi. Köye gelen çingenelere adını duymadığım yerleri, insanları sorardı.
Diye yazan yazar "onun geçmişini aranıp durması çocukluğuma bulaşan ilk acıydı." demiş bi ara.  Annesi biraz kitaptaki Atiye'yle uyuşuyor aslında. O da dikiş dikip, iğne yapıyor ve hep geçmişini arayan bir kadın.
Bu kadar yazar dedikodusu yeter gelelim kitabımıza


Kitap sade bir dille yazılmış. Genel anlamda halk ağzıyla yazılan kitapta imla konusunda problem yoktu. Sadece günümüzde pek kullanılmayan bir ağızla yazıldığından bazı deyimler okurken aklımda daha fazla kaldı.

Alacüvek Köyünden Huvat AKTAŞ adlı birisinin şehire çalışmaya gidip köye her gelişinde değişik aletlerle gelişini, en son da Atiye adlı şehirli bir kadını getirişin anlatarak başlıyor. Atiye'yi önce yadırgayıp ahıra kilitleyen kadınlar o duğum yapınca eve alınabileceğine kanaat getiriyorlar ve zamanla aralarına alıyorlar.

 Atiye köylülerin hiç bir geleneğine uymuyor; mesela çocuklarını iki günde bir sabunla yıkıyor, şehirde aldırdığı oyuncaklarla oynatıyor, dikiş dikiyor ... daha neler neler yapıyor. Üçü oğlan ikisi kız beş çocuğu oluyor. Atiye zamanla köylülere ayak uyduruyor ama gelenekleri hep işine geldiği gibi kullanıyor. İşine yarıyorsa tamam diyor işi bittiği zaman da kaldırıp bir köşeye atıp o gelenek yokmuş gibi davranıyor.

Köyden şehire gittikten sonra ailede uyum problemleri başlıyor. Bir yandan iş bulamayan Huvat ve büyük iki oğlunun işsizlik sıkıntıları, biryandan şehire uyum çabaları ailenin gittikçe daha kötü olmasına ve ilişkilerinin bozulmasına başlıyor. Zamanla evdeki eşyalarını satıp geçinmeye çalışıyorlar. Bir yandan geçim sıkıntısı bir yandan işlere uyum sağlayamayıp kaçan çocuklarını koruma içgüdüsüyle Atiye hastalanıyor. Bir süre sonra hastalığı yüzünden ölüyor. 

Dirmit, ailenin dördüncü çocuğu; hayatı ve toplum düzenini sürekli sorgulayıp düştüğü çıkmazlara cevap ararken başına belalar açıp duruyor. Bu durumunu bilen annesi her zaman onu kollayıp en ufak bir değişiklik farkettiğinde tepesinde dikilip duruyor ve bu da Dirmit'in daha inatçı, daha takıntılı bir hale gelmesine neden oluyor. Atiye köydeyken okula öğretmen geldiği zaman Dirmit'i okula gönderiyor. Köyde okula giden tek kız olan Dirmit  kitap okumayı çok seviyor. annesi hep onun okumasını istiyor ve ailenin Dirmit'in okuluna karışmasına asla müsade etmiyor. Bu aslında Dirmit'in rahat bir nefes almasına ve kendini geliştirmesine olanak da sağlıyor. Okulda her zaman başarılı bir öğrenci oluyor.

Dirmit hep aykırı bir kız çocuğu olarak resmediliyor. Köyde cinli diyip kızı dışlayan köylülerle annesi Atiye her zaman bir mücadele halinde kalıyordu. Evin en dikbaşlı, en problemli çocuğu hep Dirmit'tir. Bu problemler köyden şehire göçünce daha da artıyor. Okulda problemli bir kızla arkadaş oluyor ve onun ne kadar olumsuz özelliği varsa hepsini kapmaya başlıyor. Bir ara annesine durumu anlatıyor ve baskı, dayak gibi bir çok kötü olaydan sonra kızla arkadaşlığını bırakıyor. 

Bir gün kardeşi Mahmut'un bir kadından hastalık kaptığını öğrenen Dirmit annesine: "Mahmut kadına gidiyor da ben neden erkeğe gidemiyorum diyor" bunun üzerine yine dayaklar, baskılar ve nasihatler başlıyor. Ama her seferinde Dirmit sadece susuyor içindeki soru yağmuruna engel olamıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder